Sosyal adalet, tüketici refahı ve sürdürülebilir piyasa geliştirimi

Jafari, Aliakbar and Sandikci, Ozlem (2015) Sosyal adalet, tüketici refahı ve sürdürülebilir piyasa geliştirimi. In: İslam Iktidai ve Piyasa. İGİAD & Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlâkı Derneği, Istanbul, pp. 59-76. ISBN 978-975-6303-22-1

Full text not available in this repository.Request a copy from the Strathclyde author

Abstract

In English: Recently, there has been an upsurge of interest in developing knowledge and new practices in relation to Islamic marketing. The birth of the International Association for Islamic Marketing, Journal of Islamic Marketing, annual conferences of Global Islamic Marketing, and ad-hoc workshops and seminars on various marketing phenomena (e.g., branding, consumer behaviour, and Halal products/services) in relation to Islamic doctrines and Muslim societies are examples of such interest. These activities have generally resulted in an unprecedented engagement of marketing scholars and practitioners in understanding the nature of markets (e.g., diversity, growth rate, primary and secondary segments) and market making activities (e.g., brand awareness, expansion of consumer culture, new methods of communications) in Muslim majority contexts. However, our analysis indicates that these developments have been extensively geared towards providing businesses with the means to achieve more economic gains and reach wider audiences. In our view, although the progress of firms is an inevitable part of market development, sustainable development of markets requires a just infrastructure that would recognise and systematically support consumers’ rights and responsibilities in both B2B and B2C sectors. Currently, such systems of consumer advice and protection are generally under-developed in Muslim majority markets. We argue that the establishment of justice in markets should be seen as a pivotal doctrine of Islamic system of economics and business, and consequently call for the development and implementation of consumer protection charter in Muslim societies. In Turkish (original language): Bu makalede, sosyal adaletin ve tüketici refahının iyileştirilmesinin tıpkı erken İslami dönemlerde olduğu gibi, iktisat ve işletme alanlarına karşı geliştirilen güncel İslami yaklaşımlarda da çok önemli bir odak noktası olarak görülmesi gerektiği savunulmaktadır. Tüketici refahı, “tüketicilerin mal ve hizmetlerle ilgili deneyimlerinin -mal ve hizmetlerin spesifik kategorilerinin kendi yerel çevreleri bağlamında edinimi, mülkiyeti, bakımı ve elden çıkarımı ile ilgili deneyimlerinin- hem tüketiciler hem de toplum için yararlı olarak değerlendirildiği genel durum” (Sirgy & Lee, 2006, s. 43) anlamına gelmektedir. Tüketici refahı hakkındaki literatür, pazarlama aktivitelerinin ve piyasa kurumlarının tüketiciler olarak bireylerin hayatlarını ve deneyimlerini nasıl etkilediğini inceler (genel bir değerlendirme için bk. Sirgy, vd., 2007). Uzmanlar, tüketici refahının, yüksek düzeyde bir sosyal adaletin yaşandığı toplumlarda gerçekleştirilebileceği görüşündedirler (Sirgy, 2008). Yüksek düzeyde sosyal adalet, temel hakların ve görevlerin belirlenmesinde bir eşitlik ilkesinin gözetilmesini garanti altına alır (Rawls, 1971). Dolayısıyla adil ve meşru bir piyasa ortamı oluşturmak yalnızca tüketicinin refahına değil aynı zamanda adil bir toplumun oluşmasına da katkıda bulunacaktır.